Güçlü Padişah İle Zayıf Padişahın Mücadelesi

Güçlü Padişah İle Zayıf Padişahın Mücadelesi

Çok yıllar önce çok merhametli bir padişah varmış. Bu padişah başka bir padişahla savaşmış ve yenilmiş. Savaşı kazanan padişah, bu padişaha düşman olmuş. Bir gün o padişah, çok sayıda asker toplayıp yenilen padişahın ülkesine doğru savaşmaya gitmiş. Bunun üzerine yenilen padişah da asker toplayarak o padişaha varıp:

-“Savaş iyi bir şey değildir. İnsanları baştan çıkartıp Müslümanları birbirine öldürtmek uygun değildir. Ayrıca ölen ve öldürülenin cehenneme gireceğiyle ilgili Peygamber Efendimizin mübarek bir sözü vardır” diyerek yalvarmış.

O yenen padişah, bu yenilen padişahın sözlerini dinlemeyerek:

-“İş biterse kılıçla biter” demiş.

Yenilen padişah, bu sözleri duyunca kaygılanıp şaşkına dönmüş. Yenilen padişahın işini iyi bilen, akıllı üç veziri varmış. Padişah bu üç vezirine danışmış. Padişahın birinci veziri:

-“Onların savaş aletleri yoktur. Savaşı erteleyelim ve memleketimize gidelim. Ardımızdan düşman gelirse bir kaleye girip sığınalım” demiş. Ardından ikinci vezir:

-“Birinci vezirin söyledikleri doğrudur fakat düşmana karşı koyacağımız zaman ve savaşa başladığımızda korkaklık ve bozguna uğramak iyi değildir. Bu şekilde olmak düşmanın eline kılıç vermeye benzer. Ölmekten korkmayıp düşmanın karşısına çıkıp kılıç sallamak erkeklik ve yiğitliktir” demiş. Üçüncü vezir ise:

-“Bu durumdan kurtulmanın yolu şudur. Erkekliğin onda dokuzu hiledir, demişler. Hileyle çok iş başarılı olmuştur. Bu gece baskın yapalım. Yarına kadar savaşalım. Allah’ın izniyle düşmanları yenmek kolay olur” demiş.

Padişah, üçüncü vezirin düşüncelerinin doğru olduğunu söylemiş. Gece yarısı düşmana baskın yapıp savaşmışlar. Düşman olan padişah kaçıp saklanmış. Baskın yapan padişah savaş meydanına gelmiş, fakat kaçıp saklanan padişah boş durmayıp tekrar asker toplayarak o padişahın üzerine yürümüş. Öbür padişah da asker toplayıp karşısına çıkmış. Yine vezirlerine danışıp:

-“Ne yapalım?” diye sormuş.

Vezirler:

-“Düşman gece boyunca hazırlanmış ve korkuya kapılmıştır,”demişler. Bunun üzerine padişah:

-“Onlarla başka bir şekilde savaşmak gerekir” demiş. Padişahın bu sözlerini duyan vezir:

-“Hile çoktur. Bu gece saldırı yerlerine cesur ve yiğit askerler koyalım. Biz de kaçıyormuş gibi yapalım. Düşman da bu durumu görüp üstümüze doğru gelirken bizim saldırı yerlerindeki askerlerimiz o taraftan, biz de bu taraftan saldırıp düşmanı ortada sıkıştıralım ve düşmanın hepsini öldürelim” demiş.

Padişah, vezirin bu düşüncesini uygun bulmuş. Bu şekilde hazırlanıp savaşmaya başlamışlar. Savaş başlayınca düşman askerleri ölmüş ve padişah kaçıp saklanmış. Kaçan padişah, ülkesine gitmiş. Bu olaydan utanç duyan düşman padişah, tekrar asker toplayıp bu padişahın üzerine yürümüş. Öbür padişahta asker toplayıp vezirlerine danışmış.

Aynı vezir tekrar:

-“Biz işimizi yeniden hileyle hallederiz. O padişaha cesur bir asker gönderelim. Padişah uyurken sessizce padişahı öldürsün,” demiş.

Vezirin bu düşüncesini uygun bulan padişah, o padişahı öldürmesi için cesur bir asker göndermiş. Bu cesur asker padişahı, uyurken bıçaklamış ve sonra da kaçıp kurtulmuş. Allah’ın hikmetiyle o padişah ölmemiş fakat yarası çok ağırmış. Düşman askerleri, yaralı padişahlarını da yanlarına alıp saklanarak ülkelerine gitmişler. O padişah tekrar sağlığına kavuşmuş ve yine asker toplayıp düşmanı olan padişahın üzerine yürümüş. Bu padişah çaresiz kalıp karşısına çıkmış. Tekrar vezirlerini toplayıp danışmış. Aynı vezir yeniden:

-“Ona bir hile daha yapalım” demiş. Bunu üzerine padişah:

-“Nasıl bir hile yapıp nasıl bir yalan söyleyip bizi bu düşmandan kurtaracaksın” demiş.

Vezir:

-“Biz senin emrinin altına girip sana bağlandık” diye bir haber gönderelim. Ayrıca elçiyle hediye olarak biraz eşya ve birkaç güzel cariyede gönderelim. Bu güzel cariyelere zehir verip fırsat buldukları an zehri padişaha içirmelerini söyleyelim. Umarım ki cariyeler padişahı zehirle öldürürler” demiş.

Padişah, vezirin bu düşüncesini uygun bulmuş. Güzel cariyelere zehir verip padişahın yanına göndermiş. Cariyeler uygun bir zamanda padişaha zehri yedirmişler. Zehri yiyen padişah çok hastalanmış ve güçsüz düşmüş. Neredeyse ölecekmiş. Zehri gönderen padişah, atına binerek o padişahın askerlerinin üstüne yürümüş. Askerler, hasta padişahlarını da yanlarına alıp kaçmışlar ve bir kaleye saklanmışlar. Kalede padişahı tedavi etmişler. Bir süre sonra padişah, hastalıklarından kurtulmuş ve sağlığına kavuşmuş. Yeniden asker toplayıp düşman olduğu padişahın karşısına çıkmış. Padişah tekrar vezirlerine danışmış aynı vezir:

-“O padişah şimdi oldukça korkmuştur. Bu yüzden hata yapmak istemez. Çünkü ona bir hayli hile yaptık ve onu kandırdık. Bu defa padişahın devlet adamlarına ve beylerine mektup yazıp şöyle diyelim: ’Mektubunuz elimize ulaştı. Mektubunuzda savaşa başladığınızda biz sizinle bir oluruz ve padişahımızı yakalayıp size teslim ederiz,’ diye yazmışsınız. Bundan dolayı sağ olun. Biz de sizden bunu beklerdik. Şimdi yiğit bir erkek gibi sözünüzde durup padişahınızı yakalayıp bize teslim edin ve memleket sizin olsun. Mektubu mühürleyip çubuğun içine yerleştirip yapıştırıcıyla sıkı bir şekilde yapıştıralım. Sonra da mektubu bir adamla padişahın devlet adamlarına ve beylerine gönderelim. Devlet adamları ve beyler, gönderdiğimiz adamı görünce hemen yakalayıp padişahın yanına götürürler. Padişah, mektubu okuyunca şüphelenir.  Padişahla devlet adamları ve beyler arasında dedikodu ve fesatlık ortaya çıkar,” demiş.

Padişah, vezirin bu düşüncesini beğenmiş. Ardından vezirin söylediği şekilde bir mektup yazdırıp göndermiş. Mektubu okuyan padişah korkuya kapılmış ve ülkesine gitmiş. Devlet adamlarını ve beylerini yakalayıp öldürtmüş. Bu durumu gören askerler, padişahlarına öfkelenerek öbür padişaha mektup göndermişler. Askerler mektupta: ”Bu zalim padişahla savaş. Biz savaş sırasında sana yardım edip ülkeyi sana teslim ederiz” diye yemin etmişler.

Padişah mektubu okuyunca askerlerini toplayıp öbür padişahın ülkesine savaşa gitmiş. O padişah savaş hazırlıkları yaparken, askerleri tarafından yakalanıp o gelen padişaha teslim edilmiş. Askerler ülkeyi o gelen padişaha vermişler ve onun emri altına girmişler. O cahil padişah, etrafındaki olup bitenden habersiz olduğu için ülkeyi kaybetmiş ve öldürülmüş.

Kaynak: Kırk Vezir Hikayeleri, Güçlü Padişah İle Zayıf Padişahın Mücadelesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.