Hayatveren Otu

Hayatveren Otu Masalı

Bir varmış bir yokmuş, vaktiyle köyün birinde bir garip yaşarmış. Bu yavrucağın kimi kimsesi olmadığı için ismini garip koymuşlar. Gel zaman git zaman garip oğlan büyümüş, yakışıklı bir delikanlı olmuş.  Bu garip oğlan, köydeki ağanın kızı olan Ayperi’ye  aşık olmuş. Bir türlü ona, onu sevdiğini söyleyememiş. Bir gün koyunları dağ başında güderken, Ayperi ile annesinin de gezintiye çıktıklarını görmüş. Bir an cesaretini toplayarak Ayperi’ye yaklaşmış ve onu sevdiğini söylemiş. Meğer Ayperi’ninde gönlü bizim garip oğlana karşı boş değilmiş. Ancak bu konuşmaları annesi duymuş ve bundan hiç hoşnut olmamış. Konağa varır varmaz, ağaya olanları anlatmış. Ağa çok sinirlenmiş ve kızı Ayperi’yi zindana kapatmış. Günler günleri aylar ayları kovalarken Ayperi soğuk ve nemli zindanlarda hastalanmış, ağa pişman olsa da biricik kızı hastalanmıştır artık. Yedi düvele haber salmışlar. Ülkenin en iyi hekimleri toplanmış, Ayperi kızın hastalığına çare bulmak için. Ancak ne yapmışlarsa da çare bulamamışlar. Aralarında en bilge hekim demiş ki:

-‘Ağam öyle yüksek bir yer var ki dağlar dağların üstünde,  bulutlar ise dağların altındadır. Bu dağın zirvesinde hayatveren otu vardır. Kim bu ottan yerse ne hastalığı olursa olsun iyileşir.’

 Ağa da dört bir yana haber salmış; ‘kim bu otu getirip kızımın iyileşmesini sağlarsa, onu kızımla evlendireceğim’ demiş.

Tellallar ülkenin her yanında; ‘duyduk duymadık demeyim,’ diye bağırırken, bizim garip oğlan koyulmuş yollara. Uzunca bir yol yürüdükten sonra yoruluvermiş ve yaslanmış bir çınar ağacının gölgesine sonra uyuyakalmış.

Rüyasında hiç tanımadığı nur yüzlü birini görmüş bu nur yüzlü demiş ki:

-‘Ey garip oğlan! Eğer yolunu kaybedersen yolunu bulmak için dağ ceylanlarına sor, onlar sana yardım eder.’

Birden uyanmış garip oğlan. Etrafta kimse yok, güneş ise tepeye doğru yaklaşmakta. Kalkıp yürümeye başlamış. Günlerce gitmiş ancak ne anlatılan dağı ne de, dağ ceylanlarını görmemiş. Artık her şeyden ümidini kesmiş ve oturup ağlamaya başlamış. Tam o anda, çalıların içinden bir ses duyulmuş ve koşup çalıların içine bakmış. Bir de ne görsün, bir dağ ceylanı yaralanmış ve yardım istiyormuş. Ayağına diken batmış ceylanın. Garip, hemen dikeni çıkarıp, kanayan ayağını bez parçasıyla sarmış.

Dağ Ceylanı demiş ki:

-‘Çok teşekkür ederim, bana yardım ettiğin için. Yalnız insanoğlu pek gelmez buralara. Seni buraya getiren nedir?

Garip Oğlan:

-‘Benim bir sevdiğim var. Hasta düştü. Buralarda hayatveren otu varmış, onu bulup sevdiğime götürmeye geldim,’ demiş

Bizim dağ ceylanı duygulanmış tabi.

-‘Beni takip et,’demiş.

Beraber hayatveren otunun yanına varmışlar. Garip oğlan ihtiyacı kadar olanı toplayıp zaman kaybetmeden köyüne dönmüş. Bilge hekim ilacı hazırlayıp Ayperi kıza içirmiş ve Ayperi iyileşmiş. Ağa verdiği sözü tutup 40 gün 40 gece süren bir düğün kurmuş. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.

Bu masalda burada bitmiş

Yazar: Fatih Arslan

yönetim

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Uzmanı. İlgi alanları; Tarih ve Kültürel Öğeler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.