Huysuz Serçe Masalı

Huysuz Serçe Masalı

Huysuz Serçe Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken, bebeler annelerinin beşiğini sallayıp, onlara masal okuyor iken, uzak bir ülkede huysuz bir serçe yaşarmış. Bir gün bu serçenin ayağına bir diken batmış. Dikeni ayağından bir türlü çıkaramamış. Yardım bulurum diye ormanda uçmaya başlamış. Soba yakmak için odun toplayan yaşlı bir kadın görmüş. Hemen yanına gidip:

-Nine, ayağıma diken battı. Dikeni çıkarabilir misin, diye sormuş.

Yaşlı kadın, ‘’getir bakayım ayağını’’ demiş. Sonra da ayağındaki dikeni çıkarıvermiş. Serçe hoplaya zıplaya oradan uzaklaşmış. Bu arada yaşlı kadın, topladığı odunlarla sobasını yakıp, ekmek pişirmiş.

Serçe bir vakit sonra geri gelmiş.

-Nine ayağımdaki diken nerede, diye sormuş. Yaşlı kadın, ‘’dikeni sobaya attım’’, demiş.

Serçe basmış çığlığı:

-Neee! Ben anlamam, dikenimi geri getir, demiş. Yaşlı kadın ne diyeceğini bilememiş, şaşırmış kalmış.

Serçe:

-Ya dikenimi verirsin ya bir ekmeğini alırım demiş. Yaşlı kadın çaresiz bir ekmek vermiş. Serçe de ekmeği alıp oradan uzaklaşmış. Serçe bu kez, süt içerek karnını doyurmaya çalışan bir çoban görmüş.

-Hey çoban kardeş, ekmeksiz öğün mü olur, al bu ekmeği de karnını doyur, demiş. Sonrada hoplaya zıplaya oradan ayrılmış. Bir vakit sonra geri gelmiş.

-Çoban kardeş, sana verdiğim ekmek nerede, diye sormuş. Çoban, ‘’ekmeği yedim’’ demiş.

Serçe basmış çığlığı.

-Neee! Ben anlamam, ekmeğimi geri getir, demiş.

Çoban şaşırmış kalmış.

-Bu dağ başında sana ekmeği nereden bulayım, demiş.

Serçe:

-Ben anlamam. Ya ekmeğimi verirsin, ya bir kuzunu alırım, demiş. Çoban, çaresiz bir kuzu vermiş.

Serçe kuzuyu alıp oradan uzaklaşmış. Sonra bir düğün görmüş. Düğüne gidip, düğün sahiplerine:

-Alın bu kuzuyu pişirin, gelen misafirlere ikram edersiniz, demiş.

Serçe kuzuyu vermiş, sonra da hoplaya zıplaya oradan uzaklaşmış. Düğündekiler kuzuyu kesip yemişler. Bir vakit sonra serçe geri gelmiş. Düğün sahibine;

-Kuzum nerede, diye sormuş. Düğün sahibi de, ‘’kuzuyu kesip yedik’’, demiş.

Serçe basmış çığlığı:

-Neee! Ben anlamam, kuzumu geri verin, demiş. Sonra gelini kolundan tutup kaçırmış. Az gitmiş uz gitmiş, bir çeşme başında sazıyla türkü söyleyen bir Aşık görmüş.  Yanına gidip, yalnız başına buralarda dolaşıyorsun. Al bu gelini, sana arkadaş olur, demiş. Sonrada hoplaya zıplaya oradan uzaklaşmış. Bir vakit sonra geri gelmiş, gelinim nerede diye sormuş.

Aşık:

-Gelin, nişanlısına kaçtı, demiş.

Bizim Huysuz Serçe basmış çığlığı.

-Neee! Ben anlamam, ya gelini getirirsin ya sazını alırım, demiş. Aşık, şaşırmış kalmış, sazını serçeye vermiş. Serçe sazı omuzlayıp, uçmaya başlamış. Bir ağaç dalı bulup oraya konmuş. Almış eline sazı ve türkü söylemeye başlamış.

Cik cik cik. Cik cik cik.

Bir dikene bir ekmek,

Bir ekmeğe bir kuzu,

Bir kuzuya bir gelin,

Bir geline bir saz,

Ne güzelde sesim var.

Cik cik cik. Cik cik cik.

Huysuz Serçe Masalı da burada bitmiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.