İlahi Adalet

İlahi Adalet

Çok bilgin bir Yahudi, öteden beri Allah’u Teala’nın bin bir isminden biri olan “Adl” adını anlamaya çalışır ama bir türlü bu ismi tam olarak kavrayamazmış.

Bir gün yine ellerini kaldırıp dua etmiş:

-“Yarabbi! Bana adaletinin ne olduğunu tam olarak anlamamı sağla, beni bu cehaletimden kurtar.”

Yahudi alimin duası kabul edilmiş olacak ki, şöyle bir ses işitmiş:

-“Hemen kalk, şehir dışındaki büyük suya git. Çeşmenin yakınına bir yerde gizlen, su içmeye gelenleri seyret ve hiçbir şeye de karışma!”

Yahudi hem korktu hem de şaşırdı, fakat denilen sözleri aynen yaptı. Gidip çeşmenin orada bir yere saklanıp çeşme başını gözetlemeye başladı. Biraz sonra acele acele ve yorgun argın bir jandarma eri gelerek bol bol, kana kana su içti çeşmeden. Sonra hemen doğrulur doğrulmaz da yine yoluna doğru çekip gitti. Fakat zavallı asker su içme sırasında para kesesini yalağa düşürdüğünün farkında olmadı.

İkinci olarak su içmeye bir oduncu geldi. Eğilip çeşme lülesine elini uzatırken yalaktaki para kesesini gördü, önce onu alıp kemerine yerleştirdi, sonra da suyunu içip neşe içinde uzaklaştı.

Sonra fakir bir adam geldi, su içti, biraz dinlenmek için yalağın kenarına oturdu. Tam o sırada dönüp gelen jandarma eri onu görünce: 

-“Arkadaş, biraz evvel buradan su içerken kemerimden para kesesini düşürmüşüm. Sen bulmuşsundur herhalde, değil mi?”, diye sordu.

Fakir şaşırdı ve:

-“Hayır, ben öyle bir şeyi ne gördüm, ne de aldım,” demiş ama jandarma eri buna inanmayıp ısrarla sormaya devam etti.

– “Haydi haydi saklama, yalan söyleme de ver şunu güzellikle.”

-“Yok ki bende neyi vereyim sana ?” diye karşılık verdi fakir adam.

Jandarma bunu duyunca bağırdı:

-“Saklıyorsun ama sana yedirmeyeceğim onu ve hiç tereddüt etmeden bıçağını çekip fakir adamı delik deşik ederek öldürüvermişti oracıkta. Yahudi bilgin hiçbir şeye karışmamak için emir verilmiş olduğundan müdahale edemiyor, yalnız şaşkınlık ve büyük bir merak içinde:

-“Aman Yarabbi, Sen’de gördün, her şeyi görüp işittiğin gibi. Erin parasını bulup alan bu zavallı değildi ki! Niye parayı başkasına buldurttun da sonra bu fakiri öldürttün askere? Hikmetin, adaletin en ola ki!”

Yahudinin bu sorusuna yine bir karşılık geldi:

-“Ey kulum! Bunlar benim gizli hikmet ve adlimdir. Bu herkese hakettiğini vermek içindir. Çünkü o öldürülen fakir, bundan kırk sene evvel para kesesini düşürmüş olan jandarma görevlisinin babasını öldürmüştü ve jandarma, babasının öcünü aldı. Hak yerini buldu böylece. Keseyi görüp alan oduncu ise, jandarmanın babasının, kendi babasından borç olarak aldığı ve ödemediği bir paraydı ki, bunu da borçlunun oğlundan, alacaklının oğluna ödettim. İşte bizim ilahi Adlimiz, adaletimiz böyle tecelli eder ve daima da sebepleri, bütün nedenleri gizli kalır.

Yahudi alim, gözleri dola dola yalvardı o zaman:

-“Yarabbi… Ben aciz ve cahil kulunu affet, o büyük “Adl”ini, bunun da sonsuz hikmetlerini şimdi anladım,” demiş.

İlahi adalet er ya da geç tecelli eder…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.