Kader Nedir?

Kader Nedir?

Kaderin ne olduğu, nasıl olduğu, insan iradesinin kaderdeki yeri gibi birçok soru, gündemini sürekli korumaktadır. Bunun en büyük nedeni, kader hakkındaki bilgi eksikliğimizdir.

Kader Nedir? Ne Anlama gelir?

Kader ölçü, tartı anlamlarına gelmektedir. Kuranı Kerim’de Allah (cc) şöyle buyurmaktadır.

“Biz her şeyi bir ölçüye göre (kader ile) yarattık!” (Kamer, 49)

“Yeryüzünde meydana gelen ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış olmasın! Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.” (Hadîd, 22)

İslam da ki anlamı ile kader, evrende meydana gelmiş ve gelecek olan olaylar ile insanın yaptığı ve yapacağı bütün eylemlerin Allah’ın (cc) bilgisi dâhilinde gelişmesi ve bunların Levhi Mahfuz’da yazılı olmasıdır.

Allah’ın insan davranışlarını önceden biliyor olması, insan iradesini önemsiz kılmaz. Allah, Cennet ve Cehenneme girenlerin kimler olduğunu biliyorsa bizim ibadet etmemize gerek yok, gibisinden düşünüp ibadet etmeyi bırakan veya o yönde çevresine telkinde bulunan insanlar vardır. Ancak bunlar, insan iradesini göz ardı etmekte, işin kolayına kaçmakta veya şeytanın telkinlerine uyup o şekilde bir savunmaya geçmektedirler. Allah (cc) Kuran’da şöyle buyurmaktadır.

‘Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez…’ (Nisâ, 40)

‘Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah birçoğunu da affeder.’ (Şûrâ, 30)

Ayetler de Allah’ın adil olduğu, kimseye haksızlık etmeyeceği ve insanların başına gelen sıkıntıların nedeni olarak insanların kendileri olduğu, ifade edilmiştir. Allah, insana birden fazla seçenek sunar ve insan veya cin de kendi iradesiyle bir yol seçer. Örneğin Allah (cc) içki içmek haramdır, yani yasaktır diye emir buyurmuştur. Biri de gidip içki içerse kendi isteğiyle içmiş olur. Kendi isteğiyle günahı yüklenmiş olur.

Kader konusunun anlaşılması bakımından diğer bir konu ise, insan iradesini aşan durumlarda ne olacağı konusudur. İnsanın doğması, ırkı, memleketi, ölümü ayrıca doğal afetler gibi olaylar, insan iradesini aşan hususlardır. Bunlardan dolayı insan, Allah huzurunda mesul değildir. Ancak kişi, iradesiyle yaptıklarından dolayı sorumludur. Haksızlık yapması, hırsızlık yapması, zina etmesi, içki içmesi, domuz eti yemesi vs.

Peki! Kör doğanlar, bir uzvu eksik olanlar, kazada kolunu kaybedenler, fakir bir aile de doğanların durumu, Allah’ın adaletine ne kadar uygundur?

Öncelikle Allah, bize verdiği nimetleri karşılıksız vermiştir. Karşılıksız verdiği şeylerden dolayı da, ‘Allah’ım ben neden konuşamıyorum’ veya ‘bana neden göz vermedin’ veya ‘neden ben fakirim’ gibi konularda Allah’tan hesap sorma hakkımız yoktur. Allah bizi bu dünyaya sınamak için göndermiştir. Kimine hem mal hem sağlık hem vücut bütünlüğü vermiştir. Onun hesabı farklı olacak ve daha zor olacaktır. Yani onun sınavı çok çetin olacaktır. Diğer tarafta kolu veya bacağı olmayanların veya hem kör hem dilsiz olanların, fakir olanların, Allaha karşı sorumlulukları vardır çünkü hayat denen en büyük nimet kendilerine verilmiştir. Bunların hesabı da kendi çapında olacak ama Allah elbette ki adil olacaktır.

yönetim

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Uzmanı. İlgi alanları; Tarih ve Kültürel Öğeler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.