Kedi Keçi ve Koyun Masalı

Kedi Keçi ve Koyun Masalı

Bir varmış bir yokmuş, yaşlı bir kadının bir kedi, bir keçi ve bir de koyunu varmış. Bunlar kendi aralarında çok iyi anlaşıyorlarmış. Azıcık otları olsa hemen onu paylaşırlarmış. Kedinin huyu diğerlerinden biraz farklıymış. Çünkü yaramazlık yapmadan duramazmış.

Bir gün keçi ile koyun ağaç gölgesinde dinlenirken kedi hüngür hüngür ağlayarak yanlarına gelmiş.

Keçi ile koyun:

“Kedi kardeş, niçin ağlıyorsun?” diye sormuşlar.

Kedi:

“Niçin ağlamayayım? Kocakarı beni bir güzel dövdü. Kulağımı çekti. Ayağıma da sopayla vurdu,” demiş.

Keçi ile koyun:

“Bu derde düşmek için ne suç işledin?” diye sormuşlar.

Kedi:

“Yanlışlıkla sütün kaymağını yaladım,” demiş. Kedi, ertesi gün yine böyle ağlayarak gelmiş.

Keçi ile koyun:

“Kedi kardeş, neye ağlıyorsun?” demişler.

Kedi:

“Neden ağlamayayım, kaymağı yediğim için kocakarı beni yine dövdü. Kocakarı, ‘eğer,  damadım gelir ve benden kaymak isterse, ona ne yedireceğim? Keçi ile koyunu kesmesem olmaz dedi,” demiş. O zaman keçi ile koyun melemeye başlamışlar:

“Ah, ahmak kedi, Sen akıllanmayacak mısın? Niçin bizi ölüme mahkûm ettin? Seni daha fazla dövmek gerekir,” demişler. Ondan sonra bunlar ne yapalım diye düşünmeye başlamışlar:

“Üçümüz birlikte kaçalım.” demişler. Böylelikle üçü birlikte kaçmışlar. Gide gide ormana varmışlar.

Kedi:

“Arkadaşlar, benim yürüyecek halim kalmadı. Çok yoruldum,” demiş. Kedinin bu durumuna üzülen keçi, kediyi sırtına bindirip, yoluna devam etmiş. Az gitmişler uz gitmişler, yeterince uzaklaştıklarını düşündükleri bir yerde dinlenmeye karar vermişler.

O akşamda çok soğukmuş. Ateş yakmasalar donacaklarmış. Fakat ateşin nasıl yakılacağını da bilmiyorlarmış.

Kedi:

“Durun biraz kuru çalı toplayayım. Keçinin boynuzuna takayım. Ondan sonra onunla ikiniz boynuz boynuza tokuşursunuz. Böylece boynuzunuzdan kıvılcım çıkar. Kıvılcım kuru çalıya temas eder ve ateşimiz yanıverir” demiş.

Kedinin dediği gibi bunlar boynuzlarını birbirlerine çarparlarken kuru çalılara kıvılcım düşmüş. Ondan sonra kedi bir demet deve dikeni getirip ateş yakmış. Bunlar ateşin etrafına sokulup
otururlarken yanlarına beklenmedik bir misafir gelmiş. Bu da ormanların ağası ayıymış.

Ayıya:

“Nereden geliyorsun?” diye sormuşlar.

Ayı:

Bal çalmak için balı olan bir eve gitmiştim. Meğerse o evde bir grup güçlü adam oturuyormuş. Canımı zor kurtarıp ve kaçtım. Az kalsın beni yakalıyorlardı,” demiş.

Üçü:

“Gel, ayı kardeş dost olup birlikte yaşayalım” demişler. O da kabul etmiş. Sonra bunlar dört arkadaş olmuşlar. Uyuma zamanı gelince de yatmaya hazırlanmışlar. Ayı deve dikeni yığınının altına, kedi yığının üstüne, keçi ile koyun ise ateşin başına kıvrılıp yatmışlar.
Gecenin bir vaktiymiş. Kedi, yedi tane kurdun yanlarına doğru geldiğini görmüş.

Kurtlardan birisi:

“Vay vay burada kimler yaşıyor? Tamda dişimize göreler,” demiş. Bunu işiten keçi ile koyunun yüzü korkudan kireç gibi olmuş. O sırada kedi kurtlara:

“Kurtlar, bizim büyüğümüz sinirlenmesin. Eğer onun siniri tutarsa her birinizi bin parça eder. Onun sakalını görmüyor musunuz? O, bu sakalıyla kendini öven yırtıcı hayvanları bile öldürür
ve boynuzları ile derisini yüzer. En iyisi, siz gidin, bizim küçük kardeşimizle oynayın; işte bu deve dikeni yığınının altında yatıyor,” demiş.

Kurtlar, keçinin yanından ayrılıp ayının yanına gelmişler. Onu çekmeye çalışmışlar. Ayı bu duruma çok öfkelenip, pençesiyle kurtlardan birisine vurunca diğer kurtlar uluyarak kuyruklarını bacaklarının arasına sıkıştırıp kaçmışlar. Kurtlar kaçtıktan sonra keçi ile koyun, kediyi de alıp ormanın içlerine doğru yol almışlar. Bunlar yine kurtlara rastlamışlar.

Bunlar önce ne yapacaklarını bilememişler. Sonra kedi bir ağacın tepesine kadar tırmanmış. Keçi ile koyun ise güçlükle orta kısmına kadar çıkabilmiş. Diğer taraftan kurtlar ağacın altında
durup, dişlerini gıcırdatmaya başlamışlar. Keçi ile koyunu yemek istediklerini söyleyip ulumaya başlamışlar.

Kedi durumun kötü olduğunu anlayınca ardıç yapraklarından koparıp kurtlara doğru atmaya başlamış. Kedi her atışında:

“Bir kurt, iki kurt, üç kurt… Bütün kurt kardeşlere! Ben gri başlı kedi, iki kurdu kemikleriyle yedim. Şimdi tokum. Ama keçi kardeş, sen ayıların ardından gidip yakalayamadan geri geldin. Benim payımı da sen ye,” demiş.

Kedi bu sözleri söyler söylemez, keçinin üzerinde oturduğu dal kırılmış. Keçi Kurtların üzerine düşmüş.

Kedi ise:

“Tut onu, tut!” diye bağırmış.

Kurtlar kedinin dediklerine inanıp korkarak kaçmışlar. Sonra keçi ile koyun, kediyi de alıp kocakarının evine geri dönmüşler. Kocakarı, keçi ile koyuna biraz ot, kediye de bir kase süt vermiş. Kocakarıyla ömürlerinin sonuna kadar beraber yaşamışlar.

Kedi Keçi ve Koyun Masalı burada bitmiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.