Keloğlan ile Yedi Başlı Cadı Masalı

Keloğlan ile Yedi Başlı Cadı Masalı

Keloğlan ile Yedi Başlı Cadı

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde uzak bir memlekette bir avcı yaşarmış. Bu avcı bir gün hayvanlarını dağa otlatmaya götürmüş. Öğlene doğru ise hayvan sürüsünü su içmeleri için pınar başına götürmüş. Hayvanlar sularını içerken, o da bir ağaç gölgesinde, elinde yayı ve oku ile dinleniyormuş. Az vakit sonra bir peri kızı, elindeki testi ile çıkagelmiş. Avcı, Periyi görür görmez aşık olmuş, hemen yanına gidip kendisiyle evlenmek istediğini söylemiş. Peri’de avcının isteğini kabul etmiş. Bir vakit sonra evlenmişler, nur topu gibi bir erkek çocukları olmuş. Peri, oğluna Keloğlan adını takmış. Bu çocuk, 16 yaşına geldiğinde cesaretiyle herkes tarafından tanınan biri olmuş. Çocuğun cesareti, kralın kulağına kadar gitmiş.

Kral bir gün bu çocuğu saraya çağırtmış. Keloğlan, saraya gidip Kralın huzuruna çıkmış. Kral, Keloğlan’ı görünce:

-‘Cesaretiyle öve öve bitiremedikleri çocuk sen misin?’ diye sormuş.

Keloğlan:

-‘Evet Kralım! Benim,’ diye cevap vermiş.

Kral:

-‘Çok da küçükmüşsün,’ deyip kahkahayı patlatmış. Kralın etrafındakiler de kahkahaya katılmış ama Keloğlan ciddiyetini hiç bozmamış. Kral, Keloğlan’ın ciddi halini görünce ciddileşmiş sonra:

-‘Beni iyi dinle! Çapakçur Nehrinin öte tarafında, Yedi Başlı Cadı yaşar. Sen gidip, bana onun altın kazanını getireceksin,’ demiş.

Keloğlan:

-‘Aman Kralım, ben Yedi Başlı Cadının kazanını nasıl getirebilirim? Beni gördüğü yerde yer,’ demiş.

Kral:

-‘Onu bunu anlamam. Ya gidersin, ya da senin kafanı hemen burada keserim,’ diye bağırmış.

Keloğlan mecburen ‘Tamam’ deyip saraydan çıkıp, Yedi Başlı Cadının evinin yolunu tutmuş. Keloğlan, korkusuz bir şekilde cadının evinin önüne kadar gitmiş. Cadı, Keloğlan’ı görmüş ve:

-‘Ooo! Hoş geldin. Kimsin sen bakalım?’ diye sormuş.

Keloğlan:

-‘Benim adım Keloğlan. Yolumu kaybettim, ışığı görünce buraya geldim. Ama anlıyorum ki yanlış geldim galiba,’ demiş.

Cadı, Keloğlan’ı yakalamış, sonra ateşin üstünde ki altın kazana atmış. Sonra kızlarına:

-‘Ben biraz uyuyup dinleneceğim. Siz de bu kazanın altındaki ateşi sürekli besleyin. Akşama güzel yemek yiyeceğiz,’ deyip içeri girmiş. Cadının kızları ise kazanın altına sürekli odun bırakıyorlarmış. Bırakılan odunlar, ‘piiiiiiiiiiv piiiiiiiiv piiiiiiiiv,’ diye sesler çıkarmaya başlamışlar. Cadının kızları bu sesi çok beğenmişler ve bu sesi Keloğlanın çıkardığını sanmışlar.

-‘Aaa! Baksanıza Keloğlan ne güzel şarkı söylüyor,’ deyip kazana yaklaşmışlar ve Keloğlan’dan şarkı söylemesini istemişler.

Keloğlan:

-‘Size şarkı söylerim ama beni kazandan çıkarırsanız size daha güzel şarkılar söyleyebilirim,’ demiş. Kızlar, Keloğlana inanıp, iplerini çözmüş ve kazandan çıkarmışlar. Keloğlan, kazana bir tekme atıp, kazanı devirmiş. Sonra altın kazanı sırtladığı gibi Çabakçur Nehrine doğru koşmaya başlamış. Kızlar koşarak annelerini çağırmaya gitmişler. Cadı, evden çıktığında, Keloglan nehri geçmek üzereymiş. Cadı, Keloğlan’ın arkasından seslenmiş:

-‘Kurbanın olayım yavrum, benim altın kazanımı geri getir. Yeminim var sudan geçmemeye. Lütfen, kazanımı geri getir yavrum,’ diye yalvarmış.

Keloğlan:

-‘Kusura bakma, çok yol aldım. Artık geri gelemem,’ deyip saraya doğru yol almış.

Cadının altın kazanını götürüp Krala sunmuş. Kral kazanı görünce çok sevinmiş ve:

-‘Aferin sana. Bu kez gidip cadının altın yumurtlayan kazlarını getireceksin,’ demiş.

Keloğlan:

-‘Yapmayın kralım. Cadı beni gördüğü yerde yer, lütfen beni göndermeyin,’ diye yalvarmış.

Kral:

-‘Ya gidersin ya hemen şurada kelleni keserim,’ demiş.

Keloğlan mecbur kalıp Cadının evinin yolunu tutmuş. Eve yaklaşınca kazların bahçede yemlendiğini görmüş. Sessizce kazlara yaklaşmış ama kazlar Keloğlanı görünce kaçışmaya ve bağrışmaya başlamışlar. Keloğlan hemen bahçedeki yaprakların altına gizlenmiş. Cadı, kazların sesine çıkmış ama kimseyi göremeyince:

-‘Rahatsız etmeyin beni. Uyumaya çalışıyorum,’ diye bağırmış kazlara.

Kazlar sessizleşip, yemlerini yemeye devam etmişler. Az sonra Keloğlan kafasını kurumuş yaprakların altından çıkarmış. Kazlar, Keloğlanı görünce tekrar bağrışmaya başlamışlar. Cadı, öfkeli bir şekilde evden çıkmış. Bahçeye bakmış, sağa bakmış, sola bakmış kimseyi göremeyince:

-‘Ben size gürültü yapmayın demedim mi?’ deyip kazları yakalayıp, ayaklarından ağaç dalına asmış. Tekrar uyumak için eve girmiş. Keloğlan, yaprakların arasından çıkıp, kazları sırtlayıp nehre doğru koşmaya başlamış. Kazlar tekrar bağrışmaya başlamış. Cadı bir terslik olduğunu anlayıp dışarı çıkmış. Keloğlanı sırtında kazlarla görünce:

-‘Kurbanın olayım Keloğlan yavrum, benim kazlarımı geri getir. Yeminim var sudan geçmemeye. Lütfen, kazlarımı geri getir yavrum,’ diye yalvarmış.

Keloğlan:

-‘Kusura bakma, çok yol aldım. Artık geri gelemem,’ deyip saraya doğru yol almış.

Cadının kazlarını götürüp Krala sunmuş. Kral kazları görünce çok sevinmiş ve:

-‘Aferin sana. Bu kez gidip cadının kendisini getireceksin,’ demiş.

Keloğlan:

-‘Yapmayın, etmeyin kralım. Cadı bana çok kızgın, beni gördüğü yerde yer, lütfen beni göndermeyin,’ diye yalvarmış.

Kral:

-‘Ya gidersin ya hemen şurada kelleni keserim,’ demiş.

Keloğlan çaresiz tekrar gitmeye mecbur kalmış ama krala:

-‘Kralım, tamam gideceğim ama sizden birkaç isteğim olacak,’ demiş.

Kral:

-‘ Tamam, neymiş bakalım isteklerin,’ demiş.

Keloğlan:

-‘Bana bir keçi postu getirin ve her kılına küçük bir zil takın. Bir de demirden büyük bir sandık istiyorum,’ demiş.

Kral, Keloğlan’ın isteklerinin yerine getirilmesi için emir vermiş. Hizmetçiler hemen gidip Keloğlanın istediklerini yerine getirmişler.

Keloğlan, bir gece vakti cadının evinin damına çıkmış. Zilli keçi postunu üzerine giymiş ve damın üzerinde tepinmeye başlamış. Çok tuhaf sesleri duyan cadı:

-‘Kim var damımın üstünde?’ diye sormuş.

Keloğlan:

-‘Ben Ölüm Meleğiyim. Canını almaya geldim,’ demiş.

Cadı:

-‘Lütfen, yaşamam gereken günler var. Canımı şimdi almazsan olmaz mı?’ diye yalvarmış.

Keloğlan:

-‘Hayır, vaktin geldi. Ben de bir emir kuluyum. Ama sana bir iyilik yapabilirim,’ demiş.

Cadı ağlamaklı bir sesle:

-‘Neymiş o iyiliğin,’ diye sormuş.

Keloğlan:

-‘Canını alırken çok acı çekmek istemiyorsan, kapının önündeki demir sandığa gir,’ demiş.

Cadı, ‘Tamam,’ deyip, hemen sandığa girmiş. Keloğlan, gidip sandığın kapağını kapatıp kilitlemiş. Sonra sandığı sırtlayıp yola koyulmuş. Nehri geçmiş sonra dinlenmek için sandığı yere bırakmış. ‘Bu cadı da çok ağırmış,’ diye söylenmiş. Cadı, Keloğlanın sesini hemen tanımış.

-‘Keloğlan, yavrum nehri geçtik mi?’ diye sormuş.

Keloğlan:

‘Evet, geçtik. Bu arada kusura bakma, beni bu duruma kral zorladı. Yoksa seninle bir alıp veremediğim yok,’ demiş.

Cadı:

-‘Keloğlan, anladım. Senin bir suçun yok. Ama senden bir isteğim olacak,’ demiş.

Keloğlan:

-‘Söyle bakalım neymiş isteğin?’ diye sormuş.

Cadı:

-‘Beni Kralın huzuruna götürdüğünde sandığın kilidini aç. Sonra hemen oradan uzaklaş,’ demiş.

Keloğlan:

-‘Tamam,’ deyip tekrardan sandığı sırtlamış.

Keloğlan ile Yedi Başlı Cadı sarayın yolunu tutmuş. Keloğlan, kralın huzuruna çıkınca sandığın kilidini açmış. Cadı, sandıktan dışarı çıkıp, krala saldırmış ve bir çırpıda yutuvermiş. Sonra kralın etrafındaki insanlara saldırmış. Keloğlan ise hemen oradan kaçmış. Cadı, saraydakileri öldürdükten sonra Keloğlanı aramaya başlamış. Şehrin içinde sokak sokak Keloğlanı arıyormuş. Keloğlan, cadının kendisini aradığını bildiği için hemen babasının yay ve okunu almış. Bir evin arkasına saklanmış. Cadının yaklaştığını görünce, evin köşesinden kafasını uzatıp:

-Hey Cadı! Beni mi arıyorsun,’ diye bağırmış. Cadı, o tarafa doğru ilerlemiş. Keloğlan ise evin etrafını dolanıp, cadıya arkasından yaklaşmış. Yayını çekip okunu bırakmış ve ok, cadının sırtına saplanıp, cadıyı öldürmüş. Keloglanın bu kahramanlığını gören şehir halkı, Keloğlan’ı yeni kralları olarak atamışlar. Keloğlan, cadının kızlarından güzel olanıyla evlenmiş ve diğer iki kızını da hizmetçi olarak yanına almış ve kral olarak mutlu bir hayat sürmüş.

Keloğlan ile Yedi Başlı Cadı masalımızda burada bitmiş.

Bu masalımızda ilginizi çekebilir;

Yazar: Yönetim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.