Külkedisi Sindirella Masalı

Külkedisi Sindirella Masalı

Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarlardan birinde;  genç, güzel, zeki ve çalışkan bir genç kız varmış. Kızın annesi ölmüş. Babası da iki kızı olan yeni bir kadınla evlenmiş. Bu kadın ve kızları genç kıza çok kötü davranıyormuş. Ona her gün eziyet ediyor, evin bütün işlerini ona yaptırıyorlarmış. Genç kız evin tüm işlerini yaptıktan sonra, sönmek üzere olan şöminenin önüne oturup kedisini kucağına alıp okşarmış. Bu yüzden üvey annesi ve üvey kardeşleri, ona külkedisi derlermiş.

Külkedisi, her zaman ki gibi evin işlerini yaparken üvey kardeşlerinden küçük olanı eve sevinç içinde gelmiş.

Annesi:

-‘Neden böyle sevinçlisin?’ diye sormuş.

Kızı:

-‘Anne, sarayda prensin şerefine büyük bir balo olacak ve tüm genç kızlar davetli olacak,’ demiş.

Balo günü gelip çatmış. Külkedisi, üvey kardeşlerinin hazırlanmasına yardım ediyormuş. Üvey annesine, ‘bende baloya gideceğim,’ demiş külkedisi.

Üvey kardeşleri ona gülmüşler ve:

-‘Bu kıyafetlerle mi geleceksin?’ diye alay etmişler.

Külkedisi çok güzel bir kız olmasına rağmen elbiseleri, eski püsküymüş. Yine şöminenin karşına geçip ağlamaya başlamış. Derken şömineden yükselen duman bir periye dönüşmüş. Bu peri, külkedisinin annesiymiş. Külkedisine, ‘Yeter artık kızım, ağlama. Sende baloya katılacaksın,’ demiş.

Külkedisine, ‘Git, bostandaki en büyük bal kabağını al ve gel. Kediye de git, yedi tane fare yakalayıp getirsin,’ demiş.

Külkedisi denilenleri yapmış. Peri ise, bal kabağını at arabasına, farelerden birini şoföre diğerlerini de ata çevirmiş. Kızının çok güzel dans edebilmesi için de kızına altın yaldızlı, yakut, incili pabuçlar giydirmiş.

Külkedisi, baloya katılmış ama onu hiç kimse tanıyamamış. Hatta üvey annesi ve kardeşleri bile tanıyamamışlar. Prens, Külkedisini görür görmez aşık olmuş. Gidip onu dansa kaldırmış. Prens ve külkedisi saatlerce dans etmişler ve birlikte çok eğlenmişler. Derken saat on iki olmak üzereymiş. Külkedisinin annesi, külkedisine, ‘Saat on ikiden önce balodan ayrıl, çünkü her şey eskiye dönecek,’ demiş. Saatin on ikiye yaklaştığını gören külkedisi, hemen dansı bırakmış ve prense hiçbir şey demeden, koşmaya başlamış. Sonra ise gözden kaybolmuş. Külkedisi koşarken de pabucu ayağından fırlamış ama aceleden pabucu almak için dönüp bakmamış bile.

Prens ise Külkedisinin arkasından koşmuş ama yetişememiş. Yerde bulduğu pabucu almış ve ertesi sabah tüm krallıkta bu pabucun sahibini aratmaya başlamış. Her eve her kıza denetmişler ama pabuç kimseye olmuyormuş. Son olarak külkedisinin evine gelmiş prensin adamları. Külkedisinin üvey kardeşlerine de olmamış pabuç. Adamlardan biri bu evde bir genç kızın daha olduğunu biliyormuş ve külkedisini bulup ona da giydirmeyi denemiş. Pabuç, tek seferde külkedisinin ayağına oluvermiş. Adamlar hemen külkedisini alıp saraya götürmüşler. Prens külkedisini görür görmez hemen tanımış. Sonra evlenip bir ömür mutlu mesut yaşamışlar. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.

Külkedisi Sindirella Masalı da burada bitmiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.