Mezara Musallat Olan Yılan

Mezara Musallat Olan Yılan

Bu kıssada ölen bir gencin kabrine yani mezarına bir yılan musallat olmuş.

Mezara Musallat Olan Yılan

Değerli bir zat anlatıyor:

Tebliğ için Ürdün’e yolculuk yapıyorduk. Bir gün Zerka şehrindeki bir camide Cuma namazı kıldık. Beraberimizde bazı ilim talebeleriyle kuvvetli bir alim bulunuyordu.

İnsanlar camiden çıkmışlar biz ise orada oturuyorduk. Birden bir grup insan anormal şekilde “ Hoca nerede, Hoca nerede!” diye bağırarak caminin kapısından içeri girdi. Kuveytli imamın yanına gelerek şöyle dediler. Ey Hoca!

Bizde bir genç var. Bu sabah trafik kazasında öldü. Kabri kazdığımızda ne görelim: içinde koskoca bir yılan var biz şu ana kadar genci defnedemedik. Ne yapalım?

Hoca da biz de kalktık ve kabristana gittik. O kabre baktığımızda içinde kıvrılmış bir yılan gördük. Başını içine sokmuş kuyruğunu dışarı çıkartmıştı. Gözü görünüyordu ve insanları izliyordu.

Hoca:

“Burasını bırakın ve başka bir yeri kazıyın, dedi. Takriben oradan 200 metre uzakta bir yere gidip bir kabir kazdık. Sonuna ulaştığımızda çıkmakta olan koca bir yılan gördük. Hoca: öbür kabre bakın dedi. Baktık ki orda ki yılan yer altını yarmış ve bu kabirden çıkmış.

Hoca: Üçüncü, dördüncü defa kazısak ta bu yılan çıkacak. Yılanı çıkarmaktan başka çaremiz yok, dedi. Bunun üzerine sopalar ve demir çubuklar getirdik. Bunun üzerine kabirden çıkıp kabir çukurunun başına oturdu. Herkes ona bakıyordu. İnsanlar korku ve dehşete kapıldı. Hatta birisi bayıldı ve ambulansla hastaneye götürüldü. Bu arada emniyet görevlileri gelerek alimler ve ölünün akrabalarından başkasının kabre yaklaşmasını engellediler.

Ölü getirilip bir başka kabre konacağı zaman bu yılan olduğu yerden toz kaldıracak şiddette harekete geçti. Ve kazılan kabirden çıktı. Kabrin yakınında bulunanlar müthiş bir korkuya kapılarak kaçtılar. Yılan adamın ayaklarından başlayarak başına kadar dolandı. Sonra onu şiddetle yere çarptı. Kemiklerinin kırılmasını işitiyorduk. Aynen pırasanın kırılma sesiydi. Durum sakinleşip toz duman ortadan kalkınca neler olup bittiğini görmek için kabre gittik. Durum aynıydı. Yılan ölüye dolanmış duruyordu. Hiçbir şey yapamadık.

Hoca: Üzerini kapatın, dedi, bizde toprakla kapattık. Sonra gencin babasına gidip genç oğlunun durumunu sorduk.” Has ve itaatkar bir genç idi. Fakat namaz kılmazdı.” dedi.

Sui hatimeden (Kötü Son) Allah’a sığınırız.

Kaynak: Ahmet Ferit El-Mısri, Son Nefeste İmansız Ölmekten Korunmak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.